Uzun ve Sağlıklı Yaşam İçin Beslenmenin Önemi

Uzun ve Sağlıklı Yaşam İçin Beslenmenin Önemi

Yaşam beklentisinin giderek arttığı günümüzde , önemli sorunlardan biri yaşanacak sağlıklı yılların süresinin ve kalitesinin nasıl arttırılabileceğidir. Araştırmaların çoğu sigara kullanımı , kötü beslenme , fiziksel aktivite yetersizliği  ve alkol kullanımı gibi faktörlerin yaşam süresini ve kalitesini azalttığını gösteriyor. Dünya sağlık örgütü de bu nedenlere bağlı oluşan kronikhastalıklardan ölüm oranının toplam ölüm oranının üçte birini oluşturduğunu açıklamıştır.

 

Devlet İstatistik Enstitüsü 2003 yılı verilerine göre halen Türkiye nüfusunun %1.29’u asgari beslenme gereksinimini karşılayamayacak seviyede besin almaktadır. Bununla birlikte Türkiye genelinde yapılan araştırmalar erişkinlerde obezitenin kadınlarda %29-35 , erkeklerde %13-22 oranlarında önemli bir sorun olduğunu ortaya koymuştur. Obezite oranlarımız özellikle kadınlarda Avrupalı kadınlara göre oldukça yüksektir.

Sağlıklı beslenme için hem alınan kalori miktarı hem de alınan besinin özellikleri önemlidir. Beslenmenin obezite dışında kardiyovasküler hastalık, kanser ve diyabet gelişimi üzerinde etkileri olduğu iyi bilinmektedir. Sağlıklı beslenmenin ve doğal besin ögelerinin yaşlanmayla sıklığı artan diğer birçok hastalığın önlenmesindeki önemi yeni yeni anlaşılmaktadır.

Amerikan diyabet cemiyeti , Amerikan kalp birlği ve Amerikan kanser cemiyeti ilk defa 2004 yılında ortak bir bildir yayınlayıp ABD nüfusunun sağlıklı yaşam hedefinin çok gerisinde olduğunu belirterek her üç hastalık grubundan korunmada yaşam biçimi değişiklikleri içerisinde ortak bir diyet stratejisi önermişlerdir. Buna göre diyet içerisinde tam taneli tahıllar , baklagiller , sebze ve meyveler yoğunluklu olarak tüketilmeli ; şeker eklenmiş içecek ve yiyecekler, kırmızı et , tam yağlı süt ürünlerinin tüketimi kısıtlanmalıdır. Ayrıca kalori alımının fiziksel ihtiyaçlara göre düzenlenmesi obezitenin engellenmesi açısından son derece önemlidir.

Tansiyon kontrolünde tuz kısıtlamasının , artmış posa , sebze , meyve ve kalsiyum tüketimi ile birlikte çok daha etkin olduğu gösterilmiştir. Kanserin engellenmesinde bitkisel ağırlıklı bir diyet , günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve önerilmekte ; rafine karbonhidrat seçeneklerinin yerine tam taneli tahıl tüketimi ve doymuş yağ , alkol ve gereğinden fazla kalori alımının kısıtlanması önerilmektedir. Diyabetin engellenmesinde yine tam taneli tahıllar faydalı bulunmuştur.

Beslenmenin kronik hastalıklardan korunmadaki önemine dair veriler artmakla birlikte , Birleşik Devletler Koruyucu Hekimlik Çalışma Grubu, birinci basamakta sağlıklı bir diyetin özendirilmesinin genel popülasyonda etkinliğine dair kanıtların yetersiz olduğunu belirtmekte ve bu konuda davranışsal danışmanlık hizmetlerinin özel gruplara yönlendirilmesini önermektedir. Bu hasta grupları içinde hiperlipidemisi olanlar , kardiyovasküler hastalık risk faktörleri olanlar ya da diyetle ilgili başka kronik hastalık riski yüksek olanlar yer almaktadır. Bu konuda danışmanlık hizmetinin birinci basamaktaki klinisyenlerce ya da diyetisyenlerce verilebileceği belirtilmektedir.

Beslenme ile ilişkili diğer bir konu nütrisyonel supleman kullanımıdır. Nutrisyonel supleman kullanımı kronik hastalıkların engellenmesinde ilgi çekmekle birlikte , yakın zamanda bu konuda yayınlanan çalışma ve analiz sonuçları hayal kırıklığı yaratmıştır. USPSTF ( 2003) kanser ve kardiyovasküler hastalıklardan korunmada A,C vitaminleri ya da E, folik asit vitaminlerini içeren suplemanların etkin olduğuna dair lehte ya da aleyte yeterli kanıt bulunmadığını belirtmektedir. Beta – karotenin ise tek başına ya da kombine şekilde kronik hastalıklardan korunmak amacıyla kullanılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Yeni yayınlanan bir metaanalizde , E vitamini suplementasyonunun tüm sebeplere bağlı ölümleri arttırdığı bulunmuştur.

Kanserden korunma amaçlı verilen alfa – tokoferol ve beta- karoten kanseri engellemediği gibi , beta – karoten akciğer kanserini ve tüm sebeplere bağlı ölümleri arttırmaktadır. Bununla birlikte bu veriler , bu vitaminlerin doğal formunun zararlı olduğu anlamına gelmemektedir. Hatta özellikle doğal  şekliyle alındıklarında faydalı etki gösteriyor olabilirler. Örneğin Alzheimer hastalığından korunmada ilaç olarak alınan E vitamininin değil , yağlı tohumlardan alınan şeklinin koruyucu olduğu bulunmuştur.

Alıntı yapılmıştır : Toplum ve birey için sağlıklı yaşlanma : Yaşam biçiminin rolü. Z. Dilek Aydın

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi, iç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Geriatri Bölümü, Isparta

YORUMLAR

WORDPRESS: 0